Benjamin Franklin’in Evinin Karanlık Geçmişi

Benjamin Franklin, Londra’nın merkezi Craven Street 36 numarada uzun yıllar yaşamış bir tarihî figürdür. Günümüzde müze olarak ziyaretçilerini ağırlayan bu yapı, 1998 yılında gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında büyük bir şaşkınlıkla karşılaştı. Bahçede yapılan kazılar, toprağın altından çıkan binlerce kemik parçasıyla, binanın geçmişinde gizlenmiş olan korkutucu bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Bu alan, adeta bir cinayet mahallini andıran görüntüsüyle, uzmanların incelemeleri sonucunda tıp tarihinin karanlık ve yasadışı yönlerine dair farklı bir hikaye ortaya koydu.

Yapılan detaylı analizler, bahçenin derinliklerinde gömülü olan bu kemiklerin en az 15 farklı bireye ait olduğunu ve üzerinde dikkatlice yapılmış cerrahi kesik izleri bulunduğunu gösterdi. Neyse ki, bu durum Benjamin Franklin’in bir seri katil olduğu düşüncesini hızla çürüttü. Ancak eldeki kanıtlar, Franklin’in bu kemiklerin varlığı ve evinin altında dönen gizli işlerden haberdar olduğunu düşündürüyor. Asıl sorumlu, Franklin’in ev sahibinin damadı olan hırslı anatomist William Hewson’dur. Hewson, 1772 yılında kurduğu gizli anatomi okuluyla, bu evin bodrumunda tıp tarihinin en riskli deneylerinden bazılarını gerçekleştirmiştir.

O dönemde tıp eğitimi almak için yasal yollardan kadavra bulmak oldukça zor bir süreçti. Yasalar yalnızca idam edilen mahkumların incelenmesine izin veriyordu ve bu durum gelişen tıp dünyası için yetersiz kalıyordu. Çözüm ise “dirilişçiler” olarak bilinen mezar hırsızlarının karanlık ticareti olmuştur. Hewson gibi bilim insanları, anatomi derslerini sürdürebilmek için gece yarısı mezarlıklardan çalınan bedenleri temin etmek zorunda kaldı. Franklin’in de bu durumu bildiği fakat bilime olan merakından dolayı bu yasa dışı faaliyetlere göz yumduğu düşünülüyor.

William Hewson’un bu tehlikeli bilim yolculuğu, genç cerrah için trajik bir sona yol açtı. 1774 yılında, bir kadavra üzerindeki çalışmaları sırasında kaptığı enfeksiyon sonucu hayata veda etti. Franklin, dostunun ölümünden duyduğu derin üzüntüyü mektuplarına yansıtsa da bahçeye gömülen kemik yığınlarından hiçbir zaman bahsetmedi.

Günümüzde Benjamin Franklin Evi’ni ziyaret edenler, yalnızca bir devlet adamının izlerini değil, aynı zamanda modern tıbbın hangi zorlu ve bazen de ürkütücü aşamalardan geçtiğini de gözlemlemektedir. Bahçeden çıkan cerrahi izli kemikler, bilimin karanlık ve tozlu odalarında verilen mücadelenin sessiz tanıkları olarak hâlâ orada duruyor.