14 Nisan 2026 tarihinde Hakan Kaplan tarafından kaleme alınan habere göre, küresel piyasalar yeni haftaya ABD ve İran arasındaki müzakerelerin başarısız olması ve Washington’un “deniz ablukası” açıklamalarıyla olumsuz bir başlangıç yaptı. Ancak, Avrupa’da meydana gelen siyasi değişimler, bu olumsuz havayı geride bırakarak dikkat çekici bir finansal yükselişe neden oldu.
Macaristan’da yapılan seçimlerde, 16 yıldır ülkeyi yöneten Viktor Orbán’ın iktidarı sona erdi. Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin elde ettiği zafer, piyasalarda Avrupa Birliği ile ilişkilerin düzeleceği yönünde umutları artırdı. Macar Forinti, dolar karşısında %2,4 değer kazanarak 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Ayrıca, euro karşısında da %2’nin üzerinde bir artış gösterdi. Analistler, yeni yönetimin dondurulan AB fonlarına erişimi hızlandıracağı ve hukuk devleti ilkelerine geri döneceği beklentisinin, yatırımcıların ilgisini çektiğini belirtiyor.
Ancak, Macaristan’daki bu olumlu hava global piyasalarda “savaş fiyatlaması” endişeleri ile karşılandı. ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı bloke etme kararı, birçok ana para biriminin dolar karşısında değer kaybetmesine yol açtı. Euro, dolar karşısında %0,3 düşerek 1,1694 seviyesine gerilerken, sterlin de %0,2 kayıpla 1,3429’a indi. Riskli para birimlerinden Avustralya ve Yeni Zelanda dolarları, %0,3’e varan kayıplar yaşadı.
Enerji piyasaları da, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran limanlarına yönelik trafiği durduracağını açıklamasıyla hareketlendi. Brent petrol fiyatları 101 doları aşarak, küresel enflasyon korkularını yeniden tetikledi. Doların uluslararası piyasalardaki gücü, Japonya’yı da olumsuz etkiledi; Dolar/Yen paritesi 159,68 seviyesine yükselirken, Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizleri son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, Orta Doğu’daki gerilime karşı “dikkatli” olunması gerektiğini vurgulayarak, nisan sonunda sınırlı bir faiz artışı sinyali verdi.